İMEAK DTO Temmuz 2020 AB Bülteni Hk.

Avrupa'da denizcilik sektöründe meydana gelen güncel gelişmelere ilişkin çeşitli kaynaklardan derlenen haberler bilgilendirme amacıyla aşağıda sunulmaktadır.

1- Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık arasındaki ticaretin ve deniz taşımacılığının devamlılığı, en kısa süre içerisinde sonuçlandırılacak kapsamlı bir sözleşmeye bağlıdır.

Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık arasındaki geleceğe yönelik ikili ilişkiler ile ilgili öneriler hakkında 18 Haziran 2020 tarihinde Avrupa Parlamentosu’nda yapılan oylama sonrasında, Avrupa Topluluğu Armatörler Birliği (European Community Shipowners’ Associations - ECSA), Avrupa deniz taşımacılığı sektörünün konuya ilişkin görüşüne vurgu yapmış ve bütün tarafların bir sonuca ulaşmaları gerektiği yönünde harekete geçmeleri konusunda çağrıda bulunmuştur.

ECSA Genel Sekreteri Martin DORSMAN konuyla ilgili olarak şu şekilde bir açıklamada bulunmuştur; “Müzakere sürecinin sonuna yaklaşmaktayız, fakat yapılan görüşmeler neticesinde gelişme kaydedilemediği için bu konuyla ilgili derin endişelerimiz bulunmaktadır.”

“AB ile Birleşik Krallık arasında son zamanlarda yapılan görüşmelerde beklenilen sonuçlar elde edilemedi. Müzakere sürecini hızlandırmak amacıyla geçtiğimiz Pazartesi günü yapılan üst düzey toplantıda varılan karar neticesinde gerekli ilerlemenin sağlanacağını ve Avrupa deniz taşımacılığı sektörünün temel endişelerini içeren kapsamlı bir sözleşmeye yönelik Avrupa Parlamentosu’nda yapılan oylamanın sonucunun memnuniyet ile karşılanacağını beklemekteyiz.”

AB ile Birleşik Krallık arasındaki ticari ilişkilerin fiili olarak hayata geçirilmesi açısından kilit bir sektör olan deniz taşımacılığı sektörünün, önümüzdeki serbest ticaret anlaşmasında kapsam altına alınması gerekmektedir. Buna ek olarak söz konusu anlaşma, aşağıdaki maddeleri de içermelidir:

  • Uluslararası taşımacılık, kabotaj ve denizaşırı piyasalar için karşılıklı piyasa erişiminin sağlanması,
  • Ticaretin devam ettirilmesi,
  • Yolcuların yanı sıra, deniz çalışanları ile karada çalışanların serbest dolaşımının sağlanması,
  • Mali, çevresel, sosyal ve mevzuata ilişkin alınan diğer önlemler konularında eşit şartların sunulması.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (International Maritime Organization – IMO), Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (Organisation for Economic Co-operation and Development - OECD), Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization – ILO) ve Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization – WTO) gibi kuruluşların küresel politika çerçevelerinin yanı sıra, deniz taşımacılığına ilişkin politikalar hakkında sergilenecek ortak yaklaşımı müzakere etmek amacıyla ECSA; AB ile Birleşik Krallık arasında bir denizcilik diyaloğu platformu kurulması için çağrıda bulunmaktadır.

Genel Sekreter Martin DORSMAN sözlerini şu şekilde sonlandırmıştır: “Deniz taşımacılığı sektörü, şartlar ne olursa olsun 1 Ocak 2021 tarihine kadar bir sonuca varılması yönünde son derece kararlıdır. Belirtilen kısıtlı zaman içerisinde bir Serbest Ticaret Anlaşması ortaya konulamaz ise, AB ile Birleşik Krallık, kendi deniz hudutları arasındaki engelleri mümkün olduğunca kaldırmalı ve işletmeleri desteklemek ve ticaretin devamlılığını sağlamak için akılcı ve esnek çözümler aramalıdır.” (Kaynak: ECSA)

2- Denizcilik sektörü, deniz çalışanların sorununun çözümü konusunda Avrupa Birliği’nden öncülük talep ediyor.

Mürettebat değişimlerinin gerçekleştirilmesi konusunda hükümetlerin yeterli çabayı göstermemesinden dolayı ortaya çıkan insani kriz sebebiyle Avrupalı ve uluslararası düzeydeki denizcilik sektörü paydaşları, deniz insanlarının refahını sağlama konusunda Avrupalı liderlerden siyasi olarak öncü olmalarını talep etmek için işbirliği yapmaktadır. Söz konusu paydaşlar, Avrupa Birliği Üye Devletlerinin ve diğer ülkelerin mürettebat değişimlerini kolaylaştırmalarını teşvik etmek amacıyla Avrupalı liderlere tüm siyasi güçlerini kullanmaları hususunda tavsiyelerde bulunmaktadır.

COVID-19 salgınının neden olduğu seyahat kısıtlamaları ve ülkelerin sınırlarını kapatmaları sonucunda dünya çapında yüz binlerce deniz insanı kapana sıkışmış durumdadır. İçlerinden bazılarının gemide 15 ay ve daha uzun süre çalıştıkları göz önünde bulundurulduğunda, sayıları 250.000’i aşan deniz insanı mürettebat değişimlerinin sağlanmasını beklemektedir. Bu duruma ek olarak yaklaşık 250.000 deniz insanı da gemiye katılmayı beklemektedir.

Mevcut durum yalnızca deniz insanları üzerinde değil, küresel ve ulusal ekonomiler üzerinde de yoğun bir baskıya sebep olmaktadır. Avrupa’da bulunan limanlarda mürettebat değişimlerinin herhangi bir gecikme olmaksızın gerçekleştirilmesi, Avrupa sanayisini iyileştirme planı kapsamında stratejik açıdan değerlendirilmelidir.

CLIA, WSC, IMEC, INTERTANKO ve INTERMANAGER gibi kuruluşların yanı sıra, ECSA, ETF, ICS ve ITF gibi Avrupalı ve uluslararası deniz taşımacılığı sektörü ortakları, mürettebat değişimi konusunda kaybedilecek vaktin olmadığını belirtmişler ve siyasetin önemli bir alan olduğuna inandıklarından dolayı bu konuda siyasi sorumluluk gösterilmesi için karar mercilerine çeşitli tavsiyelerde bulunmuşlardır. Söz konusu kuruluşlar, fark yaratmak ve tüm hükümetlere örnek teşkil etmek amacıyla aşağıdaki hususlarda çağrılar yapması için Avrupa Birliği’nin önemli bir konumda olduğunu belirtmişlerdir:

  • Hangi ülke vatandaşı olduklarına bakılmaksızın tüm deniz insanlarının kilit çalışanlar olarak belirlenmesi ve doğru protokollerin uygulanması, sağlıklarının korunması ve COVID-19 bulaşma riskinin en aza indirgenmesine yönelik belirlenen koşulların karşılanması şartıyla, deniz çalışanlarının seyahat kısıtlamalarından muaf tutulmaları gibi seyahat haklarına yönelik kolaylıklar sağlanması.
  • Kendi ülkelerine geri dönme, mürettebat değişiklikleri, kıyıdan ayrılma ve tıbbi yardım gibi konularda herhangi bir gecikme olmaksızın gemi insanlarının gemiye biniş ve inişlerinin sağlanması. Örneğin; AB yurtdışı teşkilatı ve sınırlarındaki vizelere ilişkin lojistik zorluklar göz önünde bulundurulduğunda, bütün AB Şengen ülkelerinde gemiden inen ve gemiye binen deniz insanları için geçici vize muafiyeti uygulanması, önümüzdeki aylarda vizelere yönelik beklenen yüksek talep ve mürettebat değişimlerinin ihmali gibi hususların üstesinden gelmek için hayati öneme sahip olacaktır.
  • AB üye devletleri ve önemli işgücü sağlayan ülkelerin, deniz çalışanları için hava koridorları oluşturması.

Yukarıda belirtilen çağrıların yanı sıra söz konusu kuruluşlar, önümüzdeki tarihlerde yapılacak Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Konseyi’nde gerçekleştirilecek üst düzey toplantılar ve mürettebat değişikliği konusunda Birleşik Krallık tarafından düzenlenecek zirvede, siyası açıdan sorumluluklarını dile getirmeleri ve salgın süresince tüm dünyaya hizmet sağlayan denizcilere destek sağlamaları yönünde AB kurumları ve AB Üye Devletlerinde bulunan karar mercilerine çağrı yapmaktadır.

Yukarıda bahsi geçen kuruluşlar; Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen, Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli, Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, Almanya Başbakanı ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Angela Merkel dâhil olmak üzere Parlamentoda bulunan birçok Avrupalı Üyeye ve AB Üye Devletlerine mürettebat değişiklikleri konusunda ortak yazılar göndermişlerdir. (Kaynak: ECSA)

3- Avrupa Parlamentosu deniz taşımacılığından kaynaklanan emisyonlar konusunda önlemlerini artırıyor.

Avrupa Parlamentosu Çevre Komitesi 7 Temmuz 2020 tarihinde deniz taşımacılığı sektöründen kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının AB Karbon Ticareti Sistemi’ne (EU Emissions Trading System -  ETS) dâhil edilmesi yönünde karar almıştır.

Küresel deniz taşımacılığı faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının, dünya çapındaki emisyonların yaklaşık yüzde 2 ile 3’ünü oluşturmasına rağmen, söz konusu emisyonları azaltmaya yönelik herhangi bir AB mutabakatı bulunmayan tek sektör deniz taşımacılığı sektörü olarak kalmaya devam etmektedir. Fakat Avrupa Birliği’nin karbonsuz emisyona yönelik attığı adımlar ve Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) neticesinde Avrupa Birliği, deniz taşımacılığı sektöründe daha sıkı politikaların yürürlüğe konulması için uygun zamanın geldiğini düşünmektedir.

7 Temmuz 2020 tarihindeki yasa teklifine ilişkin sunulan raporda Komite, 5.000 gross ton ve üzerindeki gemilerin Karbon Ticareti Sistemi’ne dâhil edilmesi için oy kullanmıştır. Buna ek olarak Avrupa Parlamentosu Üyeleri (Members of European Parliament – MEPs), piyasalara dayalı olarak oluşturulan emisyon azaltım politikalarının yeterli olmadığını, dolayısıyla bütün gemilerin her taşıma faaliyeti başına neden olunan yıllık ortalama karbondioksit oranını 2030 yılına kadar en az %40 oranında azaltmak için deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösteren şirketlere yönelik bağlayıcı zorunluluklar ortaya koyduklarını belirtmişlerdir. Buna ilave olarak, Avrupa’da bulunan liman şehirlerindeki kirliliği azaltmak için gemilerin demir mevkiindeyken de 2030 yılına kadar sıfır emisyon durumunda olmaları hedeflenmektedir.

Konuyla ilgili olarak Yeşiller/Avrupa Serbest İttifakı (Greens/European Free Alliance – EFA) sözcüsü Jutta Paulus şu ifadeleri kullanmıştır; “Bugün, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve küresel iklim tehlikesi doğrultusunda güçlü mesajlar göndermekteyiz. Her ne kadar karbondioksit emisyonlarının izlenmesi ve rapor edilmesi önemli olsa da, sera gazı salınımlarının önlenmesi konusunda rakamlar tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Dolayısıyla Avrupa Komisyonu tarafından sunulan önerinin dışında da çalışmalar yürütülmekte ve denizcilik sektöründen kaynaklanan emisyonların azaltılması konusunda daha sıkı önlemlerin alınmasını talep etmekteyiz.”

14-17 Eylül 2020 tarihleri arasında Strasbourg’da gerçekleştirilecek ve tüm üyelerin katılım sağlayacağı oturumda yönetmeliğin kabul edilmesine müteakiben Parlamento, üye ülkeler ile birlikte söz konusu yönetmeliğin son halini müzakere etmeye başlayacaktır.

Avrupa Taşımacılık ve Çevre Federasyonu, gemilerin AB karbon piyasalarına dâhil edilmesini ve toplanan paranın yeşil denizcilik teknolojilerine yatırılmasını teklif etmek için Avrupa Komisyonu’nun bu çağrıyı takip etmesi gerektiğini belirtmiştir.

Avrupa Taşımacılık ve Çevre Federasyonu deniz taşımacılığı müdürü Faïg Abbasov konuyla ilgili şu sözleri aktarmıştır: “Avrupa Parlamentosu Üyeleri’nin Avrupa Komisyonu’na yönelik yaptığı çağrı ile deniz taşımacılığı sektörünün sebep olduğu kirlilikten çok biyoyakıtlara odaklanılmıştır. Fakat söz konusu çağrı ile denizcilik sektörünün AB karbon piyasalarına dâhil edilmesi ve sektörün karbondioksit standartları konusunda hızlı bir şekilde ilerlemesinin sağlanması gerekmektedir. Bu sayede hidrojen yakıtı kullanan gemiler, maliyet açısından uygun bir hale gelecektir.

Avrupa Parlamentosu üyeleri, gemilerden kaynaklanan emisyonları izleme sisteminin daha şeffaf olması gerektiğini ve sıvılaştırılmış doğalgaz (liquified natural gas) kullanan gemilerden kaynaklanan metan emisyonları da dâhil olmak üzere tüm sera gazlarının kapsama alınması gerektiğini belirtmiştir.

Buna ek olarak Komite, gemileri enerji tasarruflu bir hale getirmek ve deniz taşımacılığı sektörünü karbonsuzlaştırmak için alternatif yakıt ve yeşil limanlar gibi yenilikçi teknoloji ile altyapı konularında yatırım yapılmasını desteklemek amacıyla, Karbon Ticareti Sistemi kapsamında açık artırma ile yapılan satışlardan elde edilen gelirler ile finanse edilecek ve 2023 ile 2030 yılları arasını kapsayacak bir “Okyanus Fonu”nun oluşturulması için çağrıda bulunmuştur. Söz konusu fon kapsamında elde edilecek gelirlerin %20’si, küresel ısınmadan etkilenen deniz ekosistemlerinin korunması, yeniden canlandırılması ve etkili bir şekilde yönetilmesine katkıda bulunmak için kullanılacaktır. (Kaynak: World Maritime News)

4- Avrupa Birliği Üye Devletleri, artan plastik kirliliğine karşı Avrupa plastik yasasının uygulanması konusunda ağır adımlar atmaktadır.

Okyanuslarda artan plastik kirliliği, deniz yaşamı için tehdit oluşturmaktadır. Avrupa Birliği tarafından 2019 yılında kabul edilen Tek Kullanımlık Plastik Direktifi (Single Use Plastic Directive) sayesinde, Avrupa sahillerinde kirliliğe en çok sebebiyet veren 10 maddeden kurtulmaya yönelik önemli bir adım atılmıştır. Fakat söz konusu direktifin kabul edilmesinden sonra 1 yıl geçmiş olmasına rağmen çoğu Avrupa ülkesi, yönetmeliğin kanuna dönüştürülmesi konusunda herhangi bir adım atmamıştır. Buna ek olarak, COVID-19 salgınının sebep olduğu kriz neticesinde tek kullanımlık plastiklerin kullanımı yüksek oranda artış göstermiştir.

Seas At Risk Kıdemli Deniz Atıkları Politikası Sorumlusu Frédérique Mongodin konuyla ilgili olarak şu sözleri aktarmıştır: “Çok kullanımlı yiyecek kapları, su şişeleri veya kahve bardaklarının tek kullanımlık plastikler kadar güvenli olduğunu anlatma konusunda ülkelerin başarısızlığı neticesinde ağır bedeller ödenmiştir. Bunun sonucunda plastik atık ve çöplerin sayısında artış olmuştur. Bu durum, çevreye atılan plastiklerle mücadele etmek için acil olarak önlemlerin alınması gerektiğini bir kez daha vurgulamıştır.”

Salgın süresince çok kullanımlık plastik kapların güvenilirliğine ilişkin şüpheleri ortadan kaldırmak amacıyla 100’ü aşkın bilim insanı tarafından yayımlanan ortak bildiri, plastik sektörüne ilişkin ortaya konulan yanlış argümanları çürütmüş ve COVID-19 salgını süresince sağlığımızı korumak için en güvenli yol olan tek kullanımlık plastiklerin kullanımını teşvik etmiştir.

Frédérique Mongodin şu sözleri eklemiştir: “Hükümetlerin plastik atıklar konusunda sorumluluk almalarının vakti gelmiştir. Plastik atıkların sebep olduğu kirlilik yalnızca, tek kullanımlık plastiklerin kullanımını azaltma amacıyla alınacak etkili önlemlerin kurumsal nitelikteki kişiler tarafından desteklenmesi neticesinde engellenebilir.”

Seas At Risk ulusal üye ve ortakları, Avrupa denizlerinin durumu ve hükümetlerin konuyla ilgili olarak yavaş adımlar atmasından dolayı endişeli olduklarını belirtmişlerdir. Yiyecek ve içecek kapları kullanımının azaltılması hedefleri Tek Kullanımlık Plastik Direktifinin uygulanması sonucunda ortaya çıkmıştır. Söz konusu hedefler, 2030 yılına kadar temiz ve sağlıklı bir okyanus hedefine ulaşılması için somut önlemler alan 100’ü aşkın sivil toplum kuruluşu tarafından desteklenen bir yol haritası olan Mavi Manifesto’nın (Blue Manifest) temel bir unsuru olarak görülmektedir. (Kaynak: Seas At Risk)

5- 01.01.2020-23.07.2020 Tarihleri Arasındaki Paris MOU Kapsamında Türk Bayraklı Gemi Tutulmaları.

01.01.2020 – 23.07.2020 tarihleri arasında Paris Memorandumu (Paris MOU) üye limanlarında Türk Bayraklı gemilere yönelik 89 denetim gerçekleştirilmiş ve söz konusu denetimlerde herhangi bir gemi tutulmamıştır. Türk Bayraklı gemi tutulmalarına ilişkin detaylı bilgiler Odamız web sayfasında (http://www.denizticaretodasi.org.tr/sayfalar/gemitutulmalari.aspx) yer almaktadır.

imeak_dto_temmuz_2020_ab_b_lteni_hk.pdf